Birkaç ay öncesine kadar hayal bile edemeyeceğimiz günler yaşıyoruz. Hem de küresel çapta! Kim derdi ki bir virüs gelecek ve tüm dünya düzenini değiştirecek!
Korona virüsü bir milat artık. Koronadan Önce (KÖ) ve Koronadan Sonra (KS) diye tarihte yerini çoktan aldı bence.
Her şey gibi çalışma düzenimiz de çok değişti. KÖ, bazı firmaların çalışanlarına haftanın 1-2 günü evden çalışma fırsatı verdiğini duyuyor ve “ah keşke” diyordum. Türkiye’ de toplam çalışma yüzdeliğinde evden çalışma oranının sadece %2 olduğunu öğrendiğimde şaşırmış ve bu oranın çok daha yüksek olması gerektiğini düşünmüştüm.
Evet şimdi home office çalışıyoruz. “Beklediğim sözler bunlar değil” diyordu Leman Sam o muhteşem şarkısında. Benim de hayal ettiğim home office hiç de bu değildi doğrusu!
Birçoğunuz gibi biz de tüm aile evdeyiz. Ve ne yazık ki yardımcımız gelemiyor artık. Dolayısıyla evin bütün işleri bizlere düşüyor. Yemek, bulaşık, temizlik, çamaşır, ütü vs. biliyorsunuz işte tek tek saymayayım. Zaten saymakla da bitecek gibi değil.
İtiraf edeyim home office in ilk haftasında bu işler nedeniyle biraz bocaladım. Ama benim gibi planlı programlı yaşayan biri bir haftanın sonunda hemen yeni hayatı programlamaya başlıyor. Madem burası artık sadece home değil o halde ofis kuralları başlasın.
İlk yaptığımız şey çalışma alanlarımızı belirlemek oldu. Bu çok önemli. Çalışma düzeninizi tam olarak oturtamazsanız verimli olamıyorsunuz. Bizzat deneyimledikten sonra bu düzenlemeyi yaptık. Çalışma masam ve masamda olmazsa olmazlarım ile çok daha verimli çalışabiliyorum.
Hepimizin mesaisi erkenden başlıyor. Uyumuyoruz, mesai saatlerine uyuyoruz. Bunu göstermek için de tüm gruplara günaydın mesajları atıyoruz. Bu arada, aman dikkat! 09:30 dan sonra asla günaydın yazmamalısınız. Mesai saatlerine uyumu kendim için düzelteyim, mesai başlangıç saatlerine kesinlikle uyuyorum diyeyim. Zira bitiş saati biraz tartışmalı. Evet tıpkı ofiste olduğu gibi çalışma masalarımızda kahvaltı yasak. O yüzden mesai saatinden önce kahvaltı sorunsalını çözüyoruz. Çocukların uzaktan eğitimleri başlıyor ve aralarda serbest takılabiliyorlar. Aramızda kalsın ama bu dönem iyi ki bu uzaktan eğitimler var. Yoksa uzaktan eğitimin doldurduğu zamanı bizler bu tempo ile yakından nasıl doldururduk, ne yapardık diye düşünmüyor değilim. Bu korona bitmez ve yaz aylarında da bu şekilde çalışmaya devam edersek sanırım bu sorumun cevabını da öğrenmiş olacağım. Umarım öğrenmem.
Herkes için bir job description oluşturdum bile. Herkes işini tanımalı, kim ne yapacak bilmeli öyle değil mi? İtirazlar dikkate alınıyormuş, ona göre görev tanımları update ediliyormuş gibi gösterilip yine ilk plana uygun olarak taraflar ikna edildi. İtirazlar nasıl mı giderildi? Meslek sırrı diyelim.
Görev tanımlarımız belli pekiyi KPI larımız neler? Performans göstergelerimiz itina ile hazırlandı ve birebir yapılan toplantılarda ilgilileri ile paylaşıldı.
Öyle 3-6-9 ay ya da yıllık periyotları beklemeden her hafta sonunda performans değerlendirme toplantıları yapıyoruz. Bu toplantılarda görev tanımlarına uygun olarak görevlerin yerine getirilip getirilmediğinden ve performans kriterlerinden bahsediyoruz. Gelecek hafta için “sende ne var” diye soruyor ve toplantı notları alıyoruz.
Zamanı iyi yönetmek şimdi çok daha önemli bir hal aldı. Koronadan önceki hayatımızda almayanı dövdükleri “Zaman Yönetimi” eğitiminden öğrendiğimiz konuları bir hatırlayalım bakalım. Hafta içi gün içindeki kısa molalarda yapılacaklar, öğle arasında halledilebilecekler, akşama bıraksak da olacaklar nelermiş görelim. Hafta içi görünümlü hafta sonlarını da planlamayı unutmayalım.
Ofisteyken verdiğimiz o kısa molalar ne kadar da kıymetli,ne kadar da güzelmiş meğer. Şimdi o güzelim molalar da ev toplama, meyve-sebze yıkama, çamaşır atma-asma gibi az zaman alan, hemen sonuç alabildiğiniz işlerle geçiyor. Mola mesaiden daha yorucu anlayacağınız.
Subjecte “Lunch” yazıp süreyi de 1,5-2 saat olarak düzenleyip attığımız o toplantı davetleri artık bir hayal. Öğle yemeği molası da yine ev işlerine ayrılmak durumunda. 10 ar dakikalık mini aralarda yapılamayan, biraz daha uzun süren diğer işlerden artık yetiştirebildiğimiz kadarını bu molada yapıyoruz. “Yemek mi bizi yedi biz mi yemeği” havasında bir şeyler atıştırabildiysek ne ala! Sonra işe devam.
Peki ya iş hayatının olmazsa olmazı toplantılar? Olmaz mı! Her türlü oluyor. Korona ile birlikte hayatımızdaki yoğunluğu tavan yapan Teams, Hangout, Zoom, Skype, WhatsApp ile görüntülü görüşmeler yapabiliyoruz. Bu da ne demek oluyor? Her daim bakımlı ve canlı olmalıyız. Yani en azından saçımız, makyajımız ve üst giyimimiz düzgün olmalı. Çok sayıda kişinin katıldığı toplantılarda kameramızı ve sesi kapatmak, o sırada birkaç lokma bir şey yemek mümkün olabilir. Deneyin bence. Ama kamerayı ve sesi kapattığınızdan emin olun. O kalabalık toplantılarda sunum yapan sizseniz ekranınızı paylaşmadan önce hangi sekmelerin açık olduğunu bir kontrol etmenizde fayda var bu arada.
Her daim bakımlı ve canlı olmak demek sadece fiziken canlı olmamız demek değil. Her an online olmalıyız. Şirket içlerinde kullanılan online yazışma programlarından gelen anlık mesajları da hemen cevaplamanız beklenir. Yeşil ışığın sarıya dönmesin, aman dikkat!
Mesai saatleri içerisinde non-stop çalışmış olduğumuzu anlatabildim sanırım. Ne doğru düzgün kahve molası,ne öğle arası ne de gıybet time. Hiçbiri yok.
Mesai bitimi daha da ilginç çünkü bitmiyor. Gün içerisinde vakit bulup bakılamayan maillere mesai saatlerinden sonra bakılabiliyor. Ya da önemli bir sunum hazırlanacaksa akşam saatlerine bırakılıyor. Yani akşam geç saatlere kadar bilgisayar açık oluyor.
Özetle; bitmeyen gün yapmışlar sözü korona ile birlikte biz kurumsallar için gerçek oldu.







Gerçekten de mola mesaiden daha zor geçiyor evde çalışırken… Wish 😉